Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

Röportajlar

Şebnem FERAH Şebocu Arya

Röportajlar

Ana Sayfa

Hayatı

Röportajlar

Albümleri

Şarkı Sözleri

Resimleri

Mp3

Ziyaretçi Defteri

Webmaster


 

"Artık Kısa Cümleler Kuruyorum" Nasıl Bir Süreçte Ortaya Çıktı? Neden "Kısa Cümleler" Mesela?

Hayatında bazen kontrol edemediğin, bazen kontrol edipte üstesinden gelemediğin değişiklikler oluyor; bazen de hiçbir şey olmuyor. Benimki her şeyin hat safhada değiştiği, kontrol edemediğim bir sürü değişikliğin olduğu bir dönemdi. Dolayısıyla hem susup kendimi dinlemeye, hem de oturup etrafımdaki insanların nasıl iletişim kurduğunu gözlemlemeye çok zaman ayırdım. Hayatım boyunca kendini seven, kendisiyle barışık insanlardan biri olmak istedim. Bunun için bilincimi, algılamamı yükseltecek her şeyi yapmaya gayret ettim. Böylece kendimi tanımaya ve kendimden mutlu olmaya başladığım bir döneme girdim. Albüm böyle bir süreçte oluştuğu için, elimden geldiğince bunları yansıtmaya çalıştım. "artık kısa cümleler kuruyorum" da bu süreci çok iyi ifade ediyormuş gibi geliyor bana. Yani artık kendimi anlatmam için cır cır konuşmam gerekmiyor. İnsanları dinlemeyi tercih ediyorum. Gerektiğinde de kendimi daha net ifade edebildiğimi düşünüyorum.

Albümde, Söz ve Melodi Olarak Kendine Çok Yakın Hissettiğin, Seni Çok İyi İfade Eden Bir Parça Var mı?

"Artık Kısa Cümleler Kuruyorum". Sözlerini o kadar seviyorum ki, sırf gitarla çalmak, insanların evine gitmişim de orada çalıyormuşum gibi hissettirmek istedim. Ne hissediyorsam hepsini istedim. Ne hissediyorsam hepsinin anlatıyor bu şarkı. Geçen iki sene içinde gerçekten feleğin çemberinden geçtiğimi hissettiğim zamanlar oldu, ama hala hayatı seviyorum. Her şeye rağmen hayatta kalmaya, üstelik zevk almaya çalışıyorum. 

Dinlediğim Kadarıyla Bu Albümde, Tüm Albümü Sırtlayacak Piyasa Bir Parça Yok. Bu Bilinçli Bir Tercih mi?

Tabii ki. Benim albüme koyduğum her parçanın içime sinmesi lazım. Yoksa rahat uyku uyuyamam ki o zaman. Ben ne kadar şöyle olmalı, böyle olmalı diye düşünmüyorum müzik yaparken. Benim kendim için inandığım, doğru olduğunu hissettiğim şeyler var. İnancımı bir an olsun kaybetmiyorum ve bana sanki içimden gelmeyen bir şeyi yaparsam insanlar bunu hemen fark edermiş ve iyice batarmış gibi geliyor. Yani bunu hiçbir zaman aklımdan bile geçirmem. Albümüm 3000 satsa bile geçirmem. Ben hissediyorsam insanlarla onu paylaşıyorum. Çok büyük satış rakamlarına ulaşmak için albüm üretmeye başlamıyorum. Müzik hapşırmak gibi bir şey, içinizden geldiğinde tutamıyorsunuz ki! Müzik yaptığım için albüm çıkarıyorum, albüm çıkarmak için müzik yapmıyorum. Dolayısıyla ne üretirsem onu sunmayı daha doğru buluyorum.

Diyelim ki Bu Albümde Satışların Çok Düştü, Ama Müzik Otoritesi Olarak Tanınan Bazı İnsanlardan Çok İyi Tepkiler Aldın.. Ne Hissedersin? Hangisi Daha Önemli Senin İçin? 

"Bir albüm yaptım, müzisyenler çok beğendi ama halk beni anlamadı" diyenlerden olmak istemiyorum ve hiçbir zaman da olmayacağım. Böyle bir şey yok. Eğer böyle bir durumla karşılaşılıyorsa mutlaka bir yerlerde yanlış yapılmıştır. Çünkü müzik o kadar zor değil, üç dakika süren bir şey normalde beni nasıl etkiliyorsa bir başkasını da öyle etkilemesi lazım. Müziği sevmek için ciddi bir eğitime gerek yok. Duyguyla doğru orantılı; sevmiyorsa sevmiyordur. Bu nedenle çok fazla promosyonun gerekliliğine de inanmıyorum. Üç günde, üç ayda yada üç haftada ulaşılabileceği kadar insana ulaşıyor zaten.

Bu Albüm İçin Nasıl Bir Promosyon Stratejisi Belirlediniz? 

Okullar ve televizyon programları tatile giriyor. Zaten televizyonda playback yapmak ya da canlı çaldığımda onun çok kötü aktarılması hiç hoşuma gitmiyor. Bu yüzden gerçekten içim rahat kalabileceğim program sayısı çok az. Dolayısıyla daha çok klibi yayınlatmaya, konser vermeye ve yazılı basınla röportaj yapmaya yönelik bir promosyon olacak.

Albümde Neden Gitar Çalmadın?

Stüdyo gitaristi olmak çok başka bir şey. Sahnede çalabilirim ama stüdyoda çalmak için yıllarca stüdyo müzisyenliği yapmak gerek. Ayrıca, yanımda benden daha iyi yapabilecek biri varsa -ki demir çok iyi bir stüdyo gitaristi- o işi ona yaptırmak daha yaptırmak daha mantıklı geliyor bana. Neticede onlar genellikle benim yazdığım melodiler.

Bu Albümde Sesin İlk Albümdekinden Daha Farklı Duyuluyor? 

İlk albümde herkes sesimin renginin farklı çıktığını söylüyordu. Aynı duyguyu bende yaşıyorum. Altyapı acayip doluydu; kesişen o kadar çok frekans vardı ki, kendi sesimi kendi duymak istediğim gibi duymuyordum. Bu albümde en çok önem verdiğimiz şeylerin başında, sesimi, boş bir odada nasıl duyuluyorsa o şekilde duyurmak geliyordu. Onun için de altyapıyı mümkün olduğunca sade tuttuk. 

On Şarkıdan Sadece Birinin Söz Müziği Sana Ait Değil (Yorgun). Başka Birinin Parçasını Seslendirmek, Yani Sadece Yorumcu Olmak Nasıl Bir Duyguydu Senin İçin?  

Parçayı dinletti, hoşuma gitti. Normalde birinden parça almak çok da yakın bir şey değil bana. Ama parçanın sözlerini, müziğini çok sevdim. Bir parçaya bu şekilde hayat veriyorsun, artık o senin şarkın oluyor. Bu da heyecan verici.

Türkiye'deki Sanat - Sanatçı Kavramı Karmaşası Yüzünden Kendine Sanatçı Demeye Çekindiğin Oluyor mu?

Oluyor oluyor! Çoğu zaman bir sürü “sanatçıyla” ismimin aynı anda anılmasından rahatsız oluyorum. Bence bir şeyin ne kadar değer taşıdığını anlamak için biraz zaman tanımak gerekiyor. Sanatın, içinde barındırdığı değerle ve tabii dolayısıyla da zamanla doğrudan ilişkili olduğunu düşünüyorum.

Volvox Şebnem’le Şebnem Ferah Arasında Fark Var mı?

Bu zamanda duygularımla hareket eden biriydim. Ne yapmak istiyorsam onu yapmak için kendime şans tanımaya çalışıyordum, içinde bulunduğum koşullara rağmen. Şimdi de aynı şekilde davranıyorum. Duygularıma, hissettiğim şeylere değer verip neyi doğru hissediyorsam onu yapmaya çalışıyorum. Çok şey değiştiğini söyleyemem. O zaman bile daha yeni gitar çalmaya çalışırken beste yapıp insanların onu beğenmesini seviyordum. Şimdide aynı şekilde. Birtakım şeylerde de tabii ki çok değişti. Çünkü bir defa büyüyorsun. Zaman içinde kendime vakit ayırmayı öğrendim ve kendimle baş başa kaldığımda da daha çok yakınlaştım her şeye.

İlk Grup Kurduğun Zamanın Gözleriyle Bugünün Şebnem’ine Bakabiliyor musun

O zamanlar ben böyle bir şeyi hayal etmiyordum. Yani hayal etmiyorum derken, “şimdi gitar çalıyorum, çünkü 10 yıl sonra albümleri olan bir şarkıcı olacağım” şeklinde davranmıyordum. O zaman gitar çalmayı öğrenmek istiyordum ve gitar çalıyordum. Gitar çalmayı öğrenince parça yapmak istiyorsun. Parça yapınca birileriyle onu paylaşmak istiyorsun. Bunlar sıralanan sebepler ve sonuçlar. Bir şarkıcı olmak istediğimi biliyordum. Hayatımdaki en uzun vadeli plan ve yaptığım her şeyi bunun için yaptım. Kendimi ne şekilde besleyebiliyorsam o şekilde beslemeye çalıştım. Gitar çalmayı öğrenmem, küçükken piyano dersi almam ve müzik konusunda kendimi geliştirmeye çalışmamın altında hep bir gün iyi bir şarkıcı olmam sebebi yatıyordu. Dolayısıyla o günkü hayallerimle pek ters düşmüyor.

Volvox Döneminde Yaptığın Besteler ve Şarkı Sözleriyle Bugünküler Oldukça Farklı. Sen Bunu Neye Bağlıyorsun?

Çünkü o zaman 17 yaşındaydım. Şimdi 27 yaşındayım, tabii ki farklı olacak. Bu benim doğal kendi doğal gelişme sürecim ve bu bana normal geliyor. Bundan 10 yıl sonra bugünden farklı olmasını da aslında tercih ederim. Kendi içinde tutarlığa sahip olmasını ama büyüyorsam ve geliştiğime inanıyorsam da onları da gösterebilmeyi tercih ederim. O zaman ben duyduğum ve gördüğüm her şeyi yapmaya çalışıyordum.

Müzik Kariyerine Başladığında Volvox'la Hangi Noktaya Gelmeyi Planlıyordun? İleride Solo Çalışmalar Yapmak Aklında Var Mıydı?

Ya şunu hissediyordum; Volvox'la çalışırken üretim açısından her şeyi ben yapıyordum ki, bunun bu şekle gireceğine emindim. Ama Volvox'ta çaldığım dönem hayatımın en zevkli dönemidir. Hayatta hiçbir şey bana daha büyük zevk vermedi. Dolayısıyla onlarla birlikte bir kariyer edinebilmeyi çok isterdim. Onun hala da çok özel bir grup olduğunu düşünüyorum. Volvox'u kurduğumuzda da biz 17 yaşında filandık. 23-24 yaşına geldiğinde bile hayata bakış açınla ilgili çok şey değişmiş oluyor. Başkası için o an okulu çok önemli oluyor, bir başkası için sevgilisi çok önemli olabiliyor. Bütün bunların çok erken yaşta birlikte müzik yapmaya başlayan bir grup için hala devam etmesi çok zor, çünkü kendin kendinle ilgili gerçeklerle de karşılaşıyorsun. Şimdi bir grup kuracak olsam nasıl insanlarla çalışmam gerektiğini biliyorum artık ama o zaman en yakınımda kim varsa onunla birlikte çalışıyorsun. Çok özlüyorum ama böyle sonuca ulaşacağı kesindi. Ben o süre içerisinde hayatımda müzik dışında hiçbir şeye yer vermedim. Hayatım müzik etrafında dönüyor.

Dikkatimi Çeken Şu: Volvox Dağılma Aşamasında Oldukça Faal Bir Gruptu. Hatta Kaset Yapma Aşamasına Gelmişti. Bu Teklif Grup Elemanlarına Cazip Gelmedi mi?

Cazip gelmemek değil, bu sorumluluk olayı. Bugün konuştuğumuz her şeyi düşünün. Bu kadar şeyi 4 kişinin aynı oranda sorumluluk duygusuyla sahiplenmesi mümkün değil. Mesela benim açımdan bakacak olursak; ben müzikal olarak oluşturacağım herhangi bir şeyi başkaları benden daha az sorumluluk gösterdiği için zarar görmesine asla katlanamam. Mümkün değil, böyle bir şey yok. En çok bu yüzden solo albüm yapmaya karar verdim. Bir şey olacaksa hatasıyla sevabıyla benim olmalı. Başkasının yaptığı bir hatanın benim hayatıma etki etmesine hiç dayanamıyorum. En faal dediğin dönemde barda çalışıyorduk. Haftada 4, bazen 5 gece sahne alıyorduk ve bu yaratıcılığı öldürüyordu. Ben buna kendi adıma dur demek istedim. Bu noktadan sonra barda havaya şarkı söylemek insanı tatmin etmiyor. Ben artık kendi şarkılarımı söylemek istediğimden çok emindim.

Son Albümün Yapım Aşamasında Etkilendiğin Şarkıcı ve Gruplar Oldu mu?

Benim son zamanlarda çok kendime yakın hissettiğim Skunk Anansie oldu. Ve kadının şarkıcılığından çok hoşlanıyorum. Alanis Morissette, Tori Amos ve Bjork gibi şarkıcıların da bireyselliğinden çok hoşlanıyorum.

Her Klibinde Farklı Bir Yönetmenle Çalışıyorsun. Bunun Sebebi Var mı, Yoksa Tesadüf mü?

Hayır, tesadüf değil. Meltem CUMBUL, Özlem TEKİN ve Sezen AKSU. Üçünün de görüntü kalitesini çok beğenmiştim. "Bugün"ün klibi için yapmak istediğim basit ama görüntü kalitesi çok yüksek bir şeydi. Dolayısıyla o ilk aklıma gelen isimlerdendi. Diğerleri ise Umur TURAGAY (Vazgeçtim Dünyadan) ve Hazım BAŞARAN (Yağmurlar) dı. Hazım'la tarihlerimiz uymadı ve o sırada Levent'le tanıştım. Çalışırsak iyi bir sonuç çıkacağı hissine kapıldım. Bu elektrik meselesidir. Onun için denemek de istedim. Değişik insanlarla çalışmayı denemeyi seviyorum.

En Çok Hangi Klibinin Sonucundan Memnun Kaldın?

Vazgeçtim Dünyadan, Yağmurlar ve Bugün arasında seçim yapamıyorum. Albüm çıktıktan çok sonra çekilmiş olan Fırtına ve Bu Aşk Fazla Sana’nın klip bütçeleri daha azdı. O yönetmenler de ellerinden geleni yaptılar ve değerli olduklarını düşünüyorum. Ama fikir olarak da, seyrederken etkilendiğim de başta söylediğim klipler.

Kendini Nasıl Kategorize Ediyorsun?

Kendimi bir yere dahil etmek çok zor. Ama benim bir tarzım var. Yani kendime özgü bir tarzım olduğuna eminim. Duyulduğunda "bu Şebnem'in bestesi" denilebileceğine de eminim.

Çağlayan Tekin
Aysın Önen
Zarife Öztürk

 Saç, Ter, Reçine ve Perdeler

Ana Sayfa

Hayatı

Röportajlar

Albümleri

Şarkı Sözleri

Resimleri

Mp3

Ziyaretçi Defteri

Webmaster